Mehmet Nuri ÇANKAYA Blog 
30.10.2006
Hindistan İzlenimlerim : 3/3
|
Daha önceki yazılarımda Hindistan gözlemlerimden bahsetmiştim. Bu yazıda
ise Agra'ya varışımızla başlayan "Imagine Cup 2006" gözlemlerimi
paylaşıyor olacağım. 7 Ağustos 2006 sabahı Agra'daki otelimize vardık.
Otelin girişinde Türkiye'den birlikte geldiğimiz Erciyes Üniversitesi
ekibi ve Microsoft'tan Eminay Yurtseven ile Imagine Cup logosunun önünde
fotoğrafımız.
Otele yerleştikten sonra akşam ilk Juri toplantımızı yaparak diğer 17
juri üyesi ile tanıştım. Ardından 1500 civarında katılımcının biraraya
geldiği büyük açılış gerçekleşti. Tüm yarışmacılar, Microsoft çalışanları
ve Juri üyelerin de Hindistan'a özgü müzik aletlerini çalarak müziğe eşlik
ettikleri etkinlik bu yarışmanın aslında dünyanın farklı ülkelerinden
gelen yüzlerce kişinin nasıl büyük bir topluluk oluşturarak aynı paydada
birleştiğinin bir göstergesiydi.
|
 |
 |
Yarışma 8 Ağustos 2006'da başladı. Fotoğrafta gördüğünüz Bill Gates ve
Japonya ekibinin ekip lideri. Juri olarak 4 gruba ayrıldık ve ilk elemelerde
yapmamız gereken 10 ekibi değerlendirmekti ve bizim grubumuzda olan Japonya
yaptıkları proje ile bizi çok etkiledi. Vista'nın yeni Windows Presentation
Foundation özelliğini kullanarak gerçekleştirdikleri projede taktığınız
gözlük ile ilaçlar, reçeteler, filmler üzerindeki işaretler aracılığıyla
üç boyutlu olarak detayları gözlerinizin önünde görüyordunuz. Gördüğüm en
yaratıcı projelerden biriydi, ama Japon ekibin İngilizce konusunda iletişim
problemleri vardı ve projeleri her ne kadar çok yaratıcı olsa da sunumları
projeleri kadar iyi değildi. Biz onları yarı finale çıkardık ama bu ekip
yarışma sonunda ödül alamadı. |
| Dünya ikincisi olan ekip olan Brezilya yarı finaller sonrası benim olduğum
Juri grubuna düştü. Brezilya ekibinin projesi kola takılan bir titreşim
cihazı ile görme engellilere yol boyunca yardımcı olan bir cihazdı. Bu cihaz
aynı zamanda RFID teknolojisini de kullanarak görme engelli bir kişi alışverişe
gittiğinde de Speech teknolojilerini kullanarak ürünün fiyatını okuyordu.
Proje hepimizin hoşuna gitmişti, özellikle basit ama çok kullanışlı olan
titreşim özelliği bence dahice bir buluştu. Düz gitmeniz gerekiyorsa ikisi
aynı anda titriyor, sağa dönecekseniz sağ kolunuzdaki cihaz titriyor, sola
dönecekseniz sol kolunuzdaki, eğer gideceğiniz yere vardıysanız önce biri
sonra diğeri. Eğer yolda diğer bir görme engelli ile karşılaşırsanız sizi
uyarmak için farklı bir sıklıkta titremeye başlıyor ve Speech teknolojisi
sayesinde size hangi arkadaşınızın yakınınızda olduğunu söylüyor. Bu proje
aslında teknolojiden ziyade bir fikir projesiydi ama en önemlisi Brezilya'lı
ekibin sunum yetenekleriydi, ilk üçe gireceklerini biliyordum ve yarışma
sonucunda ikinci oldular. |
 |
 |
Yarışma yarı finalistleri açıklanması da oldukça gergin bir andı. Özellikle
biz Türk ekiple birlikte çok gergin bir bekleyiş içindeydik, ülkeler ardı
ardına açıklandıkça şimdi Türkiye açıklanacak diye umut ediyorduk ama maalesef
olmadı. Çok başarılı bir ekip olan ekibimiz zorlu mücadelede yarı finalist
olamadı, zaten dünya birincisi olan İtalya ve dünya üçüncüsü olan Norveç
onların juri grubunda yer alıyorlardı. Bu bir yarışma; fikir, sunum, görsellik,
teknik dışında şans da önemli bir faktör. |
| Yarışma'nın ikinci etabı için Yeni Delhi'ye gidecektik ama öncesinde Agra'da
bulunan Taj Mahal (Tac Mahal) ''i ziyaret ettik. Taj Mahal; Şah Cihan tarafından
1631 yılında ölen eşi Banu Begüm için yaptırılan anıt mezardır. Burayı birçok
kişi hep cami olarak hayal eder ama etrafında bulunan dört minare yüzünden
camiye benzemektedir, içerisinde Banu Begüm'ün mezarı bulunmaktadır. Taj
Mahal'i uzaktan gördüğünüzde gerçekten çok etkileniyorsunuz çünkü bembeyaz
heybetli bir yapı, Hindistan'da görmeye alışık olmadığınız doğal bir güzellik
ile çevrelenmiş. Yapımı tam 22 yıl süren tamamen beyaz mermerden yapılan
bu anıt mezar Yamuna nehrinin kıyısında yer alıyor, nehrin tam karşısında
Şah Cihan kendisi için de aynı anıt mezarın siyah mermerden yapılmış olanını
yaptıracakmış ama buna ömrü yetmemiş, yaptıramayınca da oğulları ülke ekonomik
krizde olduğu için eşinin yanına yani Taj Mahal'in içine gömmüşler onu da.
|
 |
 |
Taj Mahal'e yaklaştığınızda beyaz mermerler içerisine özenle işlenmiş
kıymetli taşları farkediyorsunuz, bu özel taşlar dünyanın dört bir yanından
getirilmiş ve güneş ışığında, ay ışığında farklı renkler alarak göz oyunları
yapıyor. Anıt gerçekten mimari bir şaheser, ana kapısına gittiğinizde arapça
yazılar sizi karşılıyor ve siz aşağıdan yukarıya baktığınızda perspektiften
dolayı yazıyı daha iyi okuyabilmeniz için yazı büyüklükleri yukarıya çıktıkça
büyütülmüş. Ayrıca yapının etrafındaki dört minare dışa eğimli olarak inşa
edilmiş, herhangi bir deprem anında ana yapıya zarar vermemeleri için. Zaten
bugün bile Taj Mahal üzerinden uçakla geçmek dahi yasak. En önemli kısımlarından
olan kubbesi İstanbul'dan getirilen İsmail Han Rumi tarafından yapılmış,
birçok Türk işçi de yapım esnasında çalışmış. En çok dikkati geçen özellik
ise simetri, heryer tamamen simetri üzerine kurulu, örneğin sol kısımda
bir cami var ibadet için; sağ kısımda ise sırf simetrik olsun diye yapılan
başka bir cami var ama ibadet yapılmıyor, çünkü kıbleye ters. Taj Mahal
ile ilgili söyleyeceğim son şey ise içeriği girdiğinizde sizi karanlık küçük
bir alan bekliyor, yapı çok heybetli görünse de içi gerçekten küçük ve çok
çok sade, bu da sanıyorum anıt mezar olmasından kaynaklanıyor. İçeriyi de
gördükten sonra dışarıya çıkıp, Taj Mahal'in arkasına geçtim, Yamuna nehrinin
kenarında inşaatına başlanmış ama bitirilmemiş siyah mermerle yapılacak
Taj Mahal'in temelini gördüm, sonrasında heybetiyle beni etkileyen Taj Mahal'e
uzunca bir süre baktım. Taj Mahal'in bitiş yılı olan 1654'den 2006 yılına
kadar 352 yıl geçmişti ve bulunduğum bu mekanda milyonlarca kişi olmuştu
tarih boyunca, size tavsiyem ölmeden önce mutlaka Taj Mahal'i görmelisiniz,
ulaşım zor olsa da buraya geldikten sonra buna değer diyeceksiniz. |
|
Başarılı bir projeyle finalist olan ve ardından dünya birincisi olan
ekip ile Taj Mahal'de birlikteydik. Onlarla Agra kentini de birlikte dolaştık,
ben İtalyanları Türklere çok benzetiyorum sıcak kanlılık ve yaşayış tarzı
olarak, bu yüzden sanıyorum İtalyan ekiple de gayet güzel anlaştık. Gördüğünüz
Türk ve İtalyan ekiplerinin Taj Mahal'deki fotoğrafları.
|
 |
 |
Agra'daki son gecemizde ise kültürler arası bir etkileşim partisi vardı.
Bu partide Erciyes Üniversitesi Ekibinden Burak Sarıca; 2007 yılı tüm dünyada
Mevlana yılı olarak kutlanacağından dolayı Türkiye'den getirdiği kıyafet
ve ney'i ile müthiş bir müzik ziyafeti yaşattı tüm katılımcılara. Tüm gece
çalan Hint müzikleri sonrasında müzikleri yöneten kişileri buldum ve Türkiye'ye
özgü ney adlı müzik aletiyle yöresel bir müzik çalmak istediğimizi söyledim
ve onayladılar, sonra mikrofonu elime alarak Burak'ı sahneye davet ettim,
Burak'ın müthiş çaldığı ney ile yüzlerce kişi mest olmuştu. Geceye devam
ederken Türkiye'yi tanıtmak adına Zeybek, Horon ve Halay müziklerini mp3
player ile getirerek müzikten sorumlu ekibe ilettik, önce halay çektik sonra
horon teptik ama bunu sadece Türkler olarak değil, Guatemala, Sri Lanka,
Brezilya ve daha pekçok farklı ülke ekipleriyle birlikte yaptık. Herkes
ilgiyle bizi izliyordu, ayrıca Türkiye'den getirdiğimiz Türk Lokumlarını
da tüm katılımcılara dağıttık. Oldukça eğlenceli ve bir o kadar da keyifli
bir geceydi. |
| Finaller Yeni Delhi'de gerçekleşti, finalist olan altı proje projelerini
juriye anlattılar ve Imagine Cup 2006 ödülleri verildi. Final günü ödül
töreni sonrasında bizler toplu bir fotoğraf çektirdik, ama bu fotoğrafta
olmayıp bizi Hindistan'da temsil eden diğer bir ekip daha vardı; Dokuz Eylül
Üniversitesi ekibi. Onlar Kısa Film kategorisinde yarışmaya katılmışlar
ve yüzlerce ülke arasında finalist olup ilk 6'ya girmişlerdi. Final gecesinde
onların Agra'da çektikleri filmi izledik ve ayakta alkışladık, onlar da
ilk üçe giremediler ama gün sonunda Türkiye'ye hakkıyla temsil etmenin ve
tüm dünyaya tanıtmanın haklı grurunu hep birlikte yaşıyorduk... |
 |
Etiketler:
Kategori :GeziYorum
@01:42, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz
09.10.2006
Kendini Engelleme Projesi'ne Destek...
|
Netron Teknoloji, sosyal sorumluluk projeleriyle, adına ve toplumsal duruşuna yakışanı yapmaya devam ediyoruz. Merck Sharp & Dohme, Sarıyer Belediyesi ve Netron Teknoloji olarak ortaklaşa yürüttüğümüz proje kapsamında Bedenen Engelli, Fakat Ruhen Engelli Olmayan arkadaşların bilgisayar eğitimleri, Spor ve Psikolojik eğitimleri verilmeye başlandı. MSD'nin yer tahsisi ve proje sorumluluğunu, Sarıyer Belediyesi Engelli arkadaşlarımızın Spor ve Psikolojik eğitimlerini üstlendiği projede Netron Teknoloji'de Bilgisayar eğitimlerini vermektedir.
Netron'un içinde bulundugu yeni bir sosyal sorumluluk projesi olan “Kendini Engelleme Projesi”nde ilk 3 aylık dönemde toplam 40 ile 50 engelli arkadaşımıza eğitiminin verilmesi planlanmaktadır. Netron'un, bu konudaki hassasiyetinden şahsım adına duydugum gurura umarım sizler de katılıyorsunuzdur. Bu vesile ile sizlerin huzurlarında bu projeye destek veren tüm arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarım.
|
|
"Kendini Engelleme" programına katılmak isteyenler 0212 3246193 nolu telefondan bilgi alarak kayıt yaptırabilirler.
Etiketler:
Kategori :Seminerler
@23:09, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz
|
|